Görele ve Tirebolu sınırında doğasını savunan köylülere Alagöz Maden’den sert çıkış geldi. Şirket, halkın haklı endişelerini “yanlış yönlendirme” olarak nitelerken, ÇED muafiyetinin arkasına sığınıp Giresun ekonomisini kalkan yaptı.
Giresun’un Tirebolu ve Görele ilçeleri arasında fındık bahçelerini, su kaynaklarını ve ormanlarını korumak için bir haftadır makinelerin önünde duran halka karşı Alagöz Maden sessizliğini bozdu. Yapılan açıklamada, bölge halkının direnişi “hukuki süreci çarpıtmak” olarak nitelendirilirken, şirketin sunduğu gerekçeler kamuoyunda tepkiyle karşılandı.
ÇED Muafiyeti: Kanuna Uygun Ama Vicdana Aykırı!
Şirket, faaliyetlerinin “ÇED Kapsam Dışı” olduğunu belirterek kendini savunuyor. Ancak bölge halkı soruyor: “Devasa maden sahaları nasıl olur da çevresel etki değerlendirmesinden muaf tutulur?” Teknik terimlerin ve muafiyet kararlarının arkasına gizlenen bu faaliyetlerin, bölgenin ekolojik dengesine vereceği kalıcı zararların üzerinin örtülmeye çalışılması, Giresun kamuoyunda “hukuk dolanılıyor mu?” sorusunu akıllara getiriyor.
400 Kişilik İstihdam, Binlerce Kişinin Geleceğine Bedel mi?
Alagöz Maden’in en dikkat çeken savunması ise ekonomik baskı oldu. 400 çalışan ve yüzlerce taşeron üzerinden Giresun ekonomisinin zarar göreceğini iddia eden şirket, adeta yerel halkı işsizlikle tehdit ediyor. Oysa Giresun halkı, maden bittikten sonra geriye kalacak olan zehirlenmiş topraklar ve kuruyan su kaynaklarının bedelini hiçbir maaşın ödeyemeyeceğini vurguluyor.

“Dezenformasyon” Değil, Can Havli!
Şirketin halkı “yanlış bilgilerle yönlendirilmekle” suçlaması, bölge insanının sağduyusuna ve yaşam alanlarını koruma iradesine hakaret olarak yorumlandı. Köylüler, mahkeme kararlarını çarpıtmadıklarını, aksine atalarının toprağını korumak için anayasal haklarını kullandıklarını belirtiyor.
Giresun Halkı Soruyor:
- Sondaj çalışmaları bittiğinde kuruyan derelerin ve kirlenen yer altı sularının hesabını kim verecek?
- 400 kişilik istihdam, fındık tarımıyla geçinen binlerce ailenin geleceğinden daha mı önemli?
- Hukuki kılıflara uydurulan “muafiyetler”, doğanın katledilmesine geçerli bir mazeret olabilir mi?
Alagöz Maden yasal haklarından bahsetse de, Giresun halkı en büyük yasal ve doğal hakkı olan “sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı” için nöbetini sürdürmekte kararlı görünüyor. Şirketin üstenci dili, bölgedeki tansiyonu düşürmek yerine direnişi daha da körükleyecek gibi duruyor.
