
Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan fındık, bu sezon üreticisi için adeta bir kâbusa dönüştü. Sezon başında 350 lirayı gören fındık fiyatları, ne yazık ki kısa sürede büyük bir düşüşle 230 liraya geriledi. Bu durum, on binlerce fındık üreticisini derin bir çıkmaza sürüklerken, artan girdi maliyetleri ve bankaların kredi vermeme sorunu da cabası. Üreticiler, “OY DEDİNİZ oy aldınız!!! Şimdi sesiniz çıkmıyor!!!” diyerek hayal kırıklıklarını dile getiriyor. Peki, fındık üreticisi gerçekten sahipsiz mi kaldı?
Düşen Fiyatlar ve Üreticinin Büyük Hüsranı
Sezon Başından Bu Yana Yaşanan Dramatik Kayıp
Fındık piyasasında yaşanan dalgalanmalar, üreticinin emeğini ve umudunu boşa çıkardı. Sezon açılışında 350 TL seviyelerini gören fındık fiyatları, beklenmedik bir şekilde hızla düşerek 230 TL’ye kadar geriledi. Bu düşüş, rekolte beklentileri ve dünya piyasalarındaki taleplerle örtüşmezken, fındıklarını emanete bırakmak zorunda kalan veya acil nakit ihtiyacı olan çiftçileri büyük zarara uğrattı. Üreticiler, maliyetlerini dahi karşılayamaz duruma geldiklerini, alın terlerinin karşılığını alamadıklarını belirtiyor. Bu durum, sadece bu sezonun değil, gelecekteki üretim motivasyonunun da zayıflamasına neden oluyor.
TMO’nun Rolü ve Piyasaya Etkisizliği Eleştirileri
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), fındık piyasasında dengeleyici bir rol oynaması beklenen kritik bir kurumdur. Ancak bu sezon, TMO’nun fındık fiyatlarına karşı duyarsız kaldığı eleştirileri yükseliyor. Üreticiler, TMO’nun piyasaya yeterince müdahale etmemesi veya alım fiyatlarını güncel tutmaması nedeniyle serbest piyasada fiyatların manipülasyona açık hale geldiğini düşünüyor. TMO’nun devreye girmemesi veya geç kalması, piyasayı adeta tüccarın inisiyatifine bırakmış, fındık üreticisinin pazarlık gücünü sıfırlamıştır. Bu durum, üreticilerin devlete olan güvenini de sarsmaktadır.
Banka Kapıları Kapalı: Borç Yükü ve Kredi Çıkmazı
Tarım Kredi ve Ziraat Bankası’ndan Gelen Ret Cevapları
Üreticilerin en büyük destekçisi olması beklenen kamu bankaları ve tarım kooperatifleri de bu zorlu süreçte çiftçilere kapılarını kapatmış durumda. Özellikle borcu olan fındık üreticilerine Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası tarafından yeni kredi verilmiyor. Geçmiş borçlarını çeviremeyen, mevcut koşullarda yeterli gelir elde edemeyen üreticiler için bu durum, adeta bir felaket senaryosu yaratıyor. Yeni ekimler, bakım çalışmaları veya yaşamsal ihtiyaçlar için dahi finansmana erişemeyen çiftçiler, büyük bir çaresizlikle karşı karşıya. Bu kredi engeli, zaten zor durumda olan çiftçilerin daha da derin bir borç batağına saplanmasına neden oluyor.
Artan Girdi Maliyetleri Karşısında Çaresizlik
Gübre Fiyatları Uçtu: Cebini Yakan Maliyetler
Fındık üretiminin en önemli kalemlerinden biri olan gübre, bu sezon üreticinin belini büken en büyük maliyet unsurlarından biri haline geldi. En ucuz gübrenin dahi 17.000 TL gibi rekor seviyelere ulaşması, çiftçilerin ekim ve bakım maliyetlerini katlayarak artırdı. Geçtiğimiz yıllara oranla yüzde yüzün üzerinde artan gübre fiyatları, toprağına yeterli besini veremeyen üreticileri düşük rekolte veya kalitesiz ürün riskiyle baş başa bırakıyor. Bu durum, fındık bahçelerinin verimliliğini tehdit eden uzun vadeli bir sorun haline gelmiştir.
Don Sigortası Bile Lüks Oldu
Karadeniz Bölgesi’nde fındık üretimini tehdit eden en büyük doğal afetlerden biri olan don olayı, her yıl üreticinin kabusu oluyor. Bu riske karşı korunmanın en etkili yolu olan TARSİM kapsamındaki don sigortası ise, artık üreticiler için karşılanamaz bir lüks haline geldi. Düşen gelirler ve artan maliyetler nedeniyle sigorta primlerini ödeyemeyen çiftçiler, olası bir don afetinde tüm emeklerinin heba olması riskiyle baş başa kalıyor. Bu durum, fındık üreticisinin geleceğe dair kaygılarını daha da artırıyor ve onları tamamen doğanın insafına bırakıyor.
Siyasi Vaatler ve Üreticinin Sessiz Çığlığı
Sandıkta Verilen Destek ve Sonrasındaki Sessizlik
Fındık üreticileri, geçmiş seçimlerde iktidar partisine önemli oranlarda oy vererek desteklerini açıkça ortaya koymuşlardı. Ancak şimdi, yaşanan bu derin ekonomik sıkıntılar karşısında, üreticiler kendilerini yalnız ve sahipsiz hissediyor. “OY DEDİNİZ oy aldınız!!! Şimdi sesiniz çıkmıyor!!!” ifadeleriyle tepkilerini dile getiren çiftçiler, sandıkta verdikleri desteğin karşılığını alamadıklarını düşünüyor. İktidar partisinin, üreticinin bu kritik sorunlarına yeterince eğilmemesi ve somut çözümler sunmaması, büyük bir hayal kırıklığı yaratmış durumda. Bu sessizlik, üreticilerde “bize sadece seçim zamanı ihtiyaç duyuluyor” algısını pekiştiriyor.
Fındık Üreticisinin Beklentileri ve Acil Talepleri
Fındık üreticileri, yaşadıkları bu çıkmazdan kurtulmak için acil ve somut adımlar bekliyor. Başlıca talepler arasında, fındık taban fiyatının maliyetleri karşılayacak ve makul bir kar marjı sağlayacak şekilde güncellenmesi, borçlu üreticilere kredi kapılarının yeniden açılması, gübre ve diğer tarımsal girdilerde sübvansiyon sağlanması ve TMO’nun piyasayı düzenleyici rolünü daha etkin bir şekilde üstlenmesi bulunuyor. Üreticiler, sadece destek değil, sürdürülebilir bir fındık politikası ve adil bir pazar yapısı talep ediyorlar. Bu taleplerin karşılanmaması, fındık üretiminin geleceği için ciddi riskler barındırıyor.
Fındık Üreticisinin Yarınları Belirsizliğe Sürükleniyor
Bu sezon yaşananlar, fındık üreticisinin karşı karşıya olduğu zorlu koşulları acı bir şekilde ortaya koymuştur. Düşen fındık fiyatları, kapanan kredi muslukları, fahiş seviyelere ulaşan girdi maliyetleri ve siyasi iradenin beklentileri karşılamayan tutumu, fındık üreticisini derin bir girdaba sürüklemiştir. Üreticiler, sadece ürünlerinin değerini değil, aynı zamanda emeğinin ve alın terinin de karşılığını bulamamanın verdiği hayal kırıklığını yaşıyor. Türkiye ekonomisi için hayati öneme sahip olan fındık sektörünün vefakar üreticilerinin içinde bulunduğu bu durumun bir an önce çözüme kavuşturulması, hem tarımsal üretimin sürdürülebilirliği hem de kırsal kalkınma açısından büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde, fındık bahçeleri birer birer terk edilebilir ve ülkemiz bu değerli tarım mirasından mahrum kalabilir. Fındık üreticisinin geleceği, alınacak acil önlemler ve uygulanacak sürdürülebilir politikalarla doğrudan ilişkilidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Fındık fiyatlarının düşüşünde birden fazla faktör etkili olmuştur. Sezon başında yüksek beklentilere rağmen, piyasada arz-talep dengesizliği, TMO’nun yeterince müdahale etmemesi ve spekülatif hareketler, fiyatların 360 liradan 230 liraya kadar gerilemesine neden olmuştur. Dünya piyasalarındaki gelişmeler ve döviz kuru dalgalanmaları da fiyat düşüşünde etkili olabilmektedir.
Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası gibi kurumlar, mevcut mevzuat ve risk politikaları gereği, geçmiş borçlarını ödeyememiş veya kredi skorları uygun olmayan çiftçilere yeni kredi vermekte çekingen davranmaktadır. Fındık fiyatlarındaki düşüş ve girdi maliyetlerindeki artış, üreticilerin mevcut borçlarını ödemesini zorlaştırdığı için, yeni kredi başvuruları da olumsuz sonuçlanmaktadır.
Gübre fiyatlarının 17.000 TL gibi rekor seviyelere çıkması, fındık üretim maliyetlerini katlayarak artırmıştır. Üreticiler, bu yüksek maliyetler nedeniyle ya daha az gübre kullanmakta, bu da verim ve kalitede düşüşe yol açmakta ya da hiç gübre kullanamayarak tarlalarını kaderine terk etmektedir. Bu durum, uzun vadede fındık bahçelerinin verimliliğini düşürerek ülkenin fındık üretim potansiyelini tehdit etmektedir.
Don sigortası, Karadeniz Bölgesi’nde fındık için hayati bir önem taşımaktadır. Ancak düşen fındık fiyatları ve genel ekonomik sıkıntılar nedeniyle üreticilerin geliri azalmış, sigorta primlerini ödeyemez duruma gelmişlerdir. Don sigortasının bir “lüks” haline gelmesi, üreticileri olası bir don afetine karşı tamamen savunmasız bırakmakta ve gelecek kaygılarını artırmaktadır.
Fındık üreticileri, geçmiş seçimlerde iktidar partisine verdikleri desteğin karşılığını bulamadıklarını düşünmektedir. Fiyat düşüşü, kredi erişimi ve girdi maliyetleri gibi temel sorunlara yeterince çözüm üretilememesi, “OY DEDİNİZ oy aldınız!!! Şimdi sesiniz çıkmıyor!!!” şeklinde sert eleştirilere yol açmaktadır. Bu durum, üreticilerin siyasi iradeden beklentilerinin karşılanmadığı hissini güçlendirmektedir.
Üreticiler, öncelikle fındık taban fiyatının maliyetleri karşılayacak ve makul bir kar marjı sağlayacak şekilde belirlenmesini beklemektedir. Ayrıca, borçlu üreticilere kredi kapılarının yeniden açılması, gübre ve diğer tarımsal girdilerde sübvansiyon sağlanması, TMO’nun piyasayı daha etkin dengeleyici rol üstlenmesi ve don sigortasının daha erişilebilir hale getirilmesi başlıca talepler arasındadır. Sürdürülebilir ve adil bir fındık politikası en temel beklentidir.

