HALK AYAKLANINCA VEKİLLERİN AĞZI AÇILDI: YİNE SÖZ ÇOK, İCRAAT YOK!
Bölgemizde yükselen maden karşıtı çığlıklar, Ankara’nın konforlu koltuklarını nihayet salladı. Yüzlerce telefon ve mesajın ardından lütfedip açıklama yapan milletvekilinin sözleri, “Söze gelince var, köye gelince yok” dedirtti. Halkın toprağını korumak için siper olduğu bir ortamda, vekilin “resmi cevap bekliyorum” diyerek topu taca atması kamuoyunda büyük tepki topladı.
Konal’ın açıklmasu şu şekilde,
“Yüzlerce Mesaj ve Telefon İle Söz Konusu Maden Arama Gündemi sonucunda bu açıklamayı yapmak durumunda kaldım..
Öncelikle Gündeme gelen Maden sahaları ile ilgili bakanlık ve yetkililerden resmi bir cevap aldığımda gerekli açıklama ve girişmeleri yapacağımı belirtmek istiyorum.
Şunu belirtmeliyim ki Dün, Bugün görüntülere yansıyan Sondaj makinaları Maden Çıkartmak için değil, numune alarak Toprak altındaki elementlerin tesbiti için yapılan bir çalışmadır. Yani “Maden işletme ruhsatı” ile Maden Arama Ruhsatı” arasında büyük bir fark vardır..
Değerli hemşehrilerim,
Doğamız, sadece bize ait bir miras değil; gelecek nesillere bırakmakla yükümlü olduğumuz bir emanettir. Bugün Şehrimiz ve Bölgemizde gündeme gelen maden sondajı çalışmaları bu vesile ile halkımız tarafından tedirginlikle karşılanmıştır. Toprağımızı, su kaynaklarımızı ve yaşam alanlarımızı geri dönüşü zor şekilde tehditlere karşı koruma gayretinde olan vatandaşlarımızın Hassasiyetlerini anlıyor ve bu konuda yetkililerinde ayrıntılı ve hassasiyetle davranmalarını bekliyorum..
Toprağın üstü verimsiz, Altında Ülkemize Milletimize yararlı ve Değerli olabilecek ; Doğamızı, Yaşam Standartlarımızı bozmayacak çalışmalara karşı durmamak ile birlikte; Üzeri Tarım arazisi veya ortak kullanım Tarım ve Hayvancılığımız için hayati olan arazilerimizden uzak durulması; Zor Coğrafyamızda yaşayan ve imar eden vatandaşımız için daha önemli olduğu kanaatindeyim..
Ayrıca Benim Nezdimde ; Toprağın Üstü Kiminse , Toprak Altıda Onundur.. Eğer Bir Değer var ise ve Bu Vatanımız, Milletimiz için önemli ise; Coğrafyamızda Zorlu Şartlarda Mücadele eden Çiftçimizin hakkıdır.. Aslan Payını Elbette Devletimiz, Sonra Yerel Halkımız Almalıdır.. Dışardan Gelen Taşeronun hakkı ancak işçilik masrafı olduğu fikrindeyim.. Süreçle Alakalı Resmi olarak Bakanlık ve Genel Müdürlük başta olmak üzere takipte olduğumuzu kıymetli hemşehrilerimize arz eder saygılar sunarım…”
“Arama” ile “İşletme” Arasındaki Kelime Oyunları
Açıklamada en dikkat çeken kısım, halkın zekasıyla alay edercesine yapılan “arama ruhsatı-işletme ruhsatı” ayrımı oldu. Vatandaş, sondaj makinelerinin doğayı delik deşik ettiğini, yarın kurulacak devasa maden ocaklarının temelinin bugün atıldığını çok iyi bilirken; vekilin “Maden çıkartmıyorlar, sadece numune alıyorlar” savunması tam bir “akıl tutulması” olarak değerlendirildi.
Sormak Lazım: O sondajlar yarın “altın” bulduğunda, hangi güç o iş makinelerini geri çekecek? Halkın endişesiyle dalga mı geçiliyor?
“Emanet” Sözde, “Maden” Özde
Doğayı “gelecek nesillere miras” olarak tanımlayıp hemen ardından “Toprağın altındaki değerlere karşı durmamak lazım” diyerek açık kapı bırakmak, tipik bir siyasetçi kurnazlığıdır. Hem halkın yanında görünüp hem de sermayenin önünü açan bu ikircikli tutum, bölge insanının samimiyet testinden geçemedi.
“Aslan Payı” Masalları
Vekilin, “Toprağın üstü kiminse altı da onundur” şeklindeki popülist yaklaşımı, mevcut maden yasaları karşısında hiçbir karşılığı olmayan boş bir vaatten öteye geçmiyor. “Dışarıdan gelen taşeron sadece işçilik almalı” diyerek halka hayali pastadan pay dağıtan vekilin, mevcut yasal düzenlemelerde bu yönde tek bir imzası veya önergesi bulunmaması, yapılan açıklamanın sadece “ateş almaya gelenlerin gazını almak” için yazıldığını kanıtlar nitelikte.
SONUÇ: REÇETE AYNI, HASTA ÖLÜYOR
Yazılarda kalan, suya yazılan bu vaatler halkın karnını doyurmuyor, toprağını korumuyor. Bölge halkı artık “takipteyiz” diyen, resmi makamlardan cevap bekleyen pasif bir siyaset değil; sondaj makinesinin önüne geçecek, halkla omuz omuza duracak gerçek temsilciler istiyor.
Vekillere hatırlatıyoruz: Toprağın üstündeki halkın rızası yoksa, toprağın altındaki madenin meşruiyeti de yoktur!
