1. Haberler
  2. Giresun
  3. Vatandaşın Feryadına ‘Algı’ Teşhisi! Siyasetçi Kendini Değil, Milletin Toprağını Korumalı

Vatandaşın Feryadına ‘Algı’ Teşhisi! Siyasetçi Kendini Değil, Milletin Toprağını Korumalı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tirebolu Sekü köyünde maden projesine karşı toprağını savunan vatandaşların haklı isyanı, siyaset kulislerinde “algı operasyonu” olarak değerlendirildi. Bölge halkı suyunun, yolunun ve mezarlarının derdine düşmüşken, siyasetçilerin “beyefendi kimliği” üzerinden koruma kalkanı oluşturulması tepkiyle karşılandı.

Giresun kamuoyu bugünlerde Tirebolu Sekü köyündeki maden gerginliğini konuşuyor. Bölge halkının anayasal hakkını kullanarak gösterdiği tepki, bazı siyasi çevreler tarafından “kişilere yönelik değil, sisteme yönelik” denilerek yumuşatılmaya çalışılsa da, kullanılan dilin vahameti dikkatlerden kaçmadı.

Vatandaşın Gelecek Kaygısı “Algı” mı?

Yapılan açıklamalarda, köylülerin; “Köyümüz gidiyor, suyumuz kirleniyor, mezarlarımız kalkacak” şeklindeki feryatları bir “algı yönetimi” olarak nitelendirildi. Doğasını, atasının mezarını ve içtiği suyu korumaya çalışan vatandaşın en somut korkularını “oluşturulan algı” parantezine almak, bölge insanının yaşadığı gerçek mağduriyeti görmezden gelmektir. İnsanların toprağına sahip çıkma iradesine “algı” teşhisi koymak, siyasetin halkın gerçeklerinden ne kadar koptuğunun en net göstergesidir.

Siyaset Üstü Mü, Siyasetin Ta Kendisi Mi?

Açıklamada, maden konusunun “siyaset üstü” olduğu iddia edilerek, isimlerin yıpratılmaması gerektiği vurgulanıyor. Oysa maden ruhsatlarının verilmesi, ÇED raporlarının onaylanması ve bölge halkının taleplerinin görmezden gelinmesi bizzat siyasetin ve bürokrasinin kararlarıyla gerçekleşmektedir. Halkın karşısına çıkan siyasetçinin “akademik geçmişi” veya “beyefendiliği”, kapıya dayanan iş makinelerinin gerçeğini değiştirmemektedir.

Görele Örneğiyle “Mağduriyet” Perdesi

Geçmişteki Görele olayları ve Elvan Işık Gezmiş üzerinden kurulan benzetmelerle, mevcut tepkilerin “siyasete alet edildiği” savunuluyor. Ancak bu yaklaşım, çevresel felaket risklerini tartışmak yerine, siyasetçilerin konfor alanını korumaya yönelik bir “savunma refleksi” olarak yorumlanıyor. Halkın derdi isimlerle değil, o isimlerin temsil ettiği makamların onay verdiği projelerledir.

Çözüm “Ortak Akıl” mı, Yoksa Teslimiyet mi?

Milletvekillerinin “Millet Devlet el ele” çağrısı kulağa hoş gelse de, devletin asıl görevi vatandaşının yaşam alanını korumaktır. Çöp ve katı atık tesisleri gibi kronik sorunların maden meselesiyle aynı potada eritilerek gündem dağıtılması, Sekü köylüsünün acil çözüm bekleyen çığlığını gölgelemektedir.

Giresun kamuoyu şimdi şu soruyu soruyor: Siyasetçiler, vatandaşın kaygılarını “algı” olarak nitelendirmek yerine, ne zaman halkın safında yer alıp bu projelere dur diyecek?

Sonuç:

  1. Halkın Taleplerini Küçümseme: Köylünün evini, suyunu ve mezarını koruma isteğini “algı” olarak tanımlamak, halkın zekasına ve samimiyetine hakarettir.
  2. Kişiselleştirme Hatası: Konuyu Nazım Elmas veya başka bir ismin “nezaketi” üzerinden okumak, asıl mesele olan ekolojik yıkımı magazinleştirmektir.
  3. Gündem Sapması: Maden direnişinin ortasında lağım ve çöp sorunlarını gündeme getirmek, mevcut yangını söndürmek yerine dikkatleri başka yöne çekme çabasıdır.
  4. Siyasetten Kaçış: “Siyaset üstü” tabiri, genellikle sorumluluktan kaçmak için kullanılan bir kılıftır. Karar merci siyaset ise, eleştiri merci de siyasettir.
Vatandaşın Feryadına ‘Algı’ Teşhisi! Siyasetçi Kendini Değil, Milletin Toprağını Korumalı
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet