Ferrero Grubu, yayımladığı 17. Sürdürülebilirlik Raporu’nda Türkiye’deki “Değerli Tarım” programıyla 50 bin üreticiye ulaştığını ve tedarik zincirini güçlendirdiğini iddia etti. Ancak dünya fındık üretiminin kalbi olan Ordu ve Giresun’daki ziraat odaları ile üreticiler, şirketin “pembe tablolarının” fındık bahçelerindeki ekonomik gerçeklikle örtüşmediğini vurguluyor.
ORDU / GİRESUN – Dünyanın en büyük çikolata üreticilerinden İtalyan devi Ferrero, 2024/25 mali yılını kapsayan 17. Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuyla paylaştı. Şirket, Türkiye’de 2012 yılından bu yana yürüttüğü “Ferrero Değerli Tarım” programı kapsamında 32 milyon avro kaynak ayırdığını, 100 bin hektar alanda 50 bin üreticiye ulaştığını ve fındıkta %97 oranında “izlenebilirlik” sağladığını duyurdu. Ferrero Grubu Başkanı Giovanni Ferrero’nun “Uzun vadeli başarımızın sırrı toplumların refahıdır” açıklamasına ise fındığın ana vatanı Ordu ve Giresun’daki tarım temsilcilerinden tepki gecikmedi.
“Ordu ve Giresunlu Çiftçi Ezilirken Kimin Refahı?”
Ferrero’nun raporda öne çıkardığı “toplumların refahı” vurgusu, Ordu ve Giresun’daki fındık üreticilerinin her geçen yıl derinleşen ekonomik kriziyle çelişiyor. Bölgedeki Ziraat Odası temsilcileri, fındık fiyatlarının belirlenmesinde küresel tekellerin baskıcı bir rol oynadığını, artan gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerinin altında ezilen Karadeniz çiftçisinin refah bir yana, bahçesine küsme noktasına geldiğini belirtiyor.
Giresunlu bir üretici tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:
“Ferrero milyarlarca dolarlık ciro yaparken ve kendi tedarik zincirini güvenceye alırken, bizim payımıza sadece yüksek maliyetler ve baskılanan alım fiyatları düşüyor. Dünyanın en kaliteli fındığını üreten Giresun köylüsü ya da en çok fındığı üreten Ordu çiftçisi neden bu refahı hissedemiyor?”
“Değerli Tarım” Bir PR Stratejisi mi?
Raporda göze çarpan bir diğer iddia ise, mevsimlik tarım işçilerinin koşullarının iyileştirilmesi ve çocuk işçiliğinin önlenmesi gibi sosyal projeler oldu. Ordu ve Giresun’daki sektör temsilcilerine göre bu projeler, yapısal sorunları çözmekten uzak, tamamen batılı tüketicinin vicdanını rahatlatmaya yönelik küresel bir halkla ilişkiler (PR) stratejisinden ibaret.
Uzmanlar, çocuk işçiliğinin ve göçmen işçilerin yaşadığı insani krizlerin temel sebebinin, üreticinin fındıktan yeterli geliri elde edememesi olduğunu vurguluyor. Üreticiye emeğinin ve coğrafi işaretli fındığının gerçek karşılığı verilmediği sürece, 32 milyon avroluk “Değerli Tarım” bütçesinin sadece kozmetik bir dokunuş olarak kalacağı ifade ediliyor.
%97 İzlenebilirlik Ne Anlama Geliyor?
Ferrero, Türkiye’deki fındığın %97’sinin “çiftçiye kadar izlenebilir” olduğunu iddia ederek dijital ve teknolojik başarısını övüyor. Ancak bölgedeki yerel aktörler, bu izlenebilirliğin üreticiyi desteklemek için değil, aksine piyasayı daha sıkı kontrol etmek, rekolteyi erkenden manipüle etmek ve Ordu ile Giresun’daki bağımsız yerli tüccarları, manavları sistemin dışına itmek için bir denetim mekanizması olarak kullanıldığını savunuyor.
Sektör Temsilcileri Uyarıyor: “Karadeniz Tarımı Tehdit Altında”
Ferrero’nun üretim değer zincirinin her aşamasını kontrol etme felsefesi, Türkiye’nin en stratejik ihraç ürünü olan fındıkta yerli sanayicinin ve manav esnafının tasfiye edilmesi riskini doğuruyor. Ordulu ve Giresunlu üreticiler, İtalyan devinin fındık ekosistemini “sürdürülebilirlik” adı altında kendi kurallarına göre yeniden dizayn ettiğini ve bölge tarımını tamamen tek bir şirkete bağımlı hale getirdiğini belirtiyor.
Ferrero’nun sunduğu ışıltılı sürdürülebilirlik raporları kurumsal başarı öyküleri anlatadursun; Karadeniz’in dik yamaçlarında, zorlu coğrafyasında alın teri döken çiftçi, sömürü kıskacından kurtulmak için reklam kampanyalarına değil, adil fiyat politikalarına ve devlet destekli güçlü bir piyasa korumasına ihtiyaç duyuyor.
