Fındık Piyasanızdaki Kriz Derinleşiyor: TMO’ya Müdahale Çağrısı
Fiyatlarda Şok Düşüş ve Piyasa Manipülasyonu İddiaları
Türkiye’nin önemli ihraç ürünlerinden fındıkta yaşanan fiyat dalgalanmaları, üreticileri derinden etkiliyor. Serbest piyasada kısa süre önce 350 liraya kadar çıkan fındık fiyatları, ani bir düşüşle 220 lira seviyelerine geriledi. Bu durum, piyasa dinamikleriyle açıklanamayan bir tablo ortaya koyarken, üretici temsilcileri duruma tepkili.
Serbest Piyasada Anlamsız Gerileme ve Ferrero Vurgusu
Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, normal şartlarda ürünün değer kazanması gereken bir dönemde fiyatların düşmesinin piyasa mantığıyla bağdaşmadığını belirtti. Akça, bu durumu “Ferrero’nun eli güçlendirildi” sözleriyle özetleyerek, İtalyan çikolata firması Ferrero’nun piyasayı manipüle ettiğini öne sürdü. Fatsa Ziraat Odası Başkanı Haydar Gürsu da benzer şekilde yabancı tekelci firma ve bazı yerli iş birlikçilerinin piyasayı baskılamak amacıyla devreye girdiğini ve fiyatları önce 330, ardından 300 liranın altına düşürdüklerini ifade etti.
Ferrero’nun Elini Güçlendiren Adımlar ve Rekabet Kurumu’nun Rolü
Başkan Akça, Ferrero’nun piyasadaki gücünü artıran iki temel olaya dikkat çekti: “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’nin geçen mayıs ayında sattığı 100 bin ton fındığın 80 bin tonu 120 liradan Ferrero’nun depolarına girdi. İkincisi ise Ferrero sezon başına Rekabet Kurumuna bir dilekçe verdi ve ‘Ben Türkiye’de fındık bulamıyorum.’ dedi. Rekabet Kurumu da 1 Eylül ile 31 Aralık arasında 45 bin ton fındık alması gereken Ferrero’nun taahhüdünü 30 bine düşürdü. Burada da eli rahatladı Ferrero’nun. Eli rahatlayınca da piyasayı manipüle etmeye başladı.” Bu gelişmeler, Ferrero’nun piyasada rekabet avantajı elde ettiğini ve fiyatları dilediği gibi yönlendirme kapasitesine ulaştığını gösteriyor.
“Biat Etmeyenlere Operasyon” Suçlaması
Atakan Akça, Ferrero’nun piyasada kendisine “biat etmeyen” tüccar, manav ve sanayicilere karşı bir operasyon yürüttüğünü iddia etti. Akça, bu durumu şu sözlerle açıkladı: “Sezon başında fındık fiyatları 350 liraya kadar yükseldi. İşini düzgün yapan tüccar ve sanayici ise ürünü alıp deposuna koydu, ardından operasyon başladı. Fiyatlar düşmeye başladı. Operasyonu yapan firmalar çok büyük ekonomik güce sahip firmalar. Kimin hangi işlemi hangi bankadan yaptığını, ne kadar kredi kullandığını ne kadarını aldığını, hepsini biliyorlar. Kendilerine biat etmeyenlere de operasyon yapıyorlar.” Bu iddialar, piyasada adil rekabetin ciddi şekilde zedelendiği ve ekonomik gücün kötüye kullanıldığı yönündeki endişeleri artırıyor.
Üreticinin Mağduriyeti ve Beklentiler
Fındık fiyatlarındaki düşüş, üreticileri ciddi bir çıkmaza sürüklüyor. Çiftçiler, maliyetlerinin altında kalan fiyatlardan ürünlerini satmak istemedikleri için fındıklarını depolarda tutuyor.
100 Bin Ton Fındık Depolarda Bekliyor ve Üretimden Kopma Riski
Başkan Akça, şu an üreticinin elinde 100 bin ton fındık olduğunu ve fiyatlar düşünce ürünü satmadıklarını belirtti. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Perşembe Ziraat Odası Başkanı Arslan Soydan da fındık fiyatlarının kısa sürede 220 lira bandına gerilemesinin üreticilerde ciddi rahatsızlık yarattığını söyledi. Soydan, üreticilerin üretimden kopma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, “Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 300 liradan alıma başlamaması halinde üreticinin bahçeye girmeyeceğini ve gübre atmayacağını” ifade etti. Bu durum, gelecek sezonki rekolte ve Türkiye’nin fındık üretimi açısından ciddi riskler barındırıyor.
TMO’ya Acil Müdahale Çağrısı
Üretici temsilcileri, bu mağduriyetin giderilmesi için TMO’ya acil müdahale çağrısında bulundu. Akça, “Madem TMO çiftçi dostu, çiftçi şu anda problem yaşıyor. Serbest piyasayla karşı karşıyayız. Bu mağduriyeti giderecek olan da TMO’dur. TMO yetkilileri çıkıp piyasaya müdahale etmeli, ‘300-320 liraya ürün alıyoruz, depoları açıyoruz.’ demeli” diyerek, TMO’nun piyasayı dengeleyici rolünü üstlenmesi gerektiğini belirtti. Fatsa Ziraat Odası Başkanı Gürsu da TMO’nun depolarının kapılarını çiftçiye açarak üreticiyi tekelci firmaların elinden kurtarması ve sezonda oluşacak yeni fiyattan, fındık ayrımı yapmadan alımlar yapılması gerektiğini vurguladı.
Tekelci Firmaların Stratejisi ve Geçmiş Deneyimler
Fındık piyasasında yaşanan bu manipülasyonların arkasında yatan temel strateji, tekelci firmaların ürünü mümkün olan en düşük fiyattan temin etme arzusu. Bu firmalar fındığı ticari bir ürün olarak değil, kendi üretimlerinde kullandıkları bir hammadde olarak görüyorlar.
En Düşük Fiyata Alım Hedefi ve Piyasa Daraltma
Haydar Gürsu, bu firmaların temel hedefinin fındığı mümkün olan en düşük fiyata almak olduğunu belirtti. Gürsu, “Bu firmalar fındığı ticari bir ürün olarak değil, kendi üretimlerinde ham madde olarak kullanmaktadır. Bu nedenle fiyat ne kadar düşerse onlar için o kadar avantajlı hale gelmektedir” dedi. Geçmiş yıllarda da benzer yöntemlerle piyasada alım yapmayarak daralma oluşturulduğu, yerli firmaların kredi ve finansman sıkıntılarının fırsata çevrildiği biliniyor. Ağustos, eylül, ekim ve kasım aylarında alıcı olarak piyasada görünmeyip sonrasında devreye girerek fiyatları düşürmek, bu manipülatif stratejinin önemli bir parçası haline gelmiş durumda.
Kurumlar Harekete Geçmeli: Rekabet Kurumu ve Devletin Rolü
Fındık piyasasında yaşanan bu karmaşık durum karşısında devletin ilgili kurumlarının aktif rol oynaması büyük önem taşıyor. Özellikle Rekabet Kurumu ve TMO’ya düşen görevler, piyasanın sağlığı ve üreticinin geleceği için kritik.
Rekabet Kurumu’na Yönelik Çağrılar ve Devletin Düzenleyici Rolü
Fatsa Ziraat Odası Başkanı Gürsu, Rekabet Kurumu’nun tekelci ve manipülatif davranışlara karşı gerekli süreçleri başlatması ve üreticiyi yalnız bırakmaması gerektiğini ifade etti. Eski Ulusal Fındık Konseyi Başkanvekili ve Eski Ordu Ziraat Odası Başkanı Onur Şahin de ziraat odaları başta olmak üzere tüm paydaşların tek ses olması gerektiğini belirtti. Şahin, TMO’nun fındık alım fiyatlarını güncellemesinin, serbest piyasada denge sağlayacağını ve bu adımın yalnızca bugünü değil, gelecek sezonu da kurtaracağını vurguladı. Fındık ticaretinde tekelleşme riskine dikkat çeken Şahin, üreticinin, yerli sanayicinin ve ihracatçının korunması için devletin daha güçlü bir düzenleyici rol üstlenmesi gerektiğini dile getirdi. Bu çağrılar, piyasada adaletli bir mekanizma kurulması ve yerli değerlerin korunması yönündeki toplumsal talebi yansıtıyor.
Sonuç: Fındık Sektöründe Acil Çözüm Beklentisi
Türkiye’nin fındık üretimi ve ihracatında dünya lideri konumu, bu stratejik ürünün piyasa dinamiklerinin hassasiyetini artırıyor. Mevcut durumda, 350 liradan 220 liraya düşen fındık fiyatları, üreticileri büyük bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmıştır. İtalyan çikolata firması Ferrero’ya yönelik piyasa manipülasyonu iddiaları, TMO’dan düşük fiyata fındık alımı ve Rekabet Kurumu’ndan alım taahhüdünü düşürmesi gibi gelişmeler, tekelci bir gücün piyasayı yönlendirme kapasitesini gözler önüne sermektedir. Üreticiler, ellerindeki 100 bin ton fındığı düşük fiyatlardan satmak istemeyerek bir bekleme sürecine girmiş, bu da üretimden kopma riskini beraberinde getirmiştir.
Bu karmaşık tablonun çözümü için acil ve kararlı adımlar atılması zorunludur. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin piyasaya müdahale ederek üreticinin beklentilerini karşılayacak bir fiyatla (300-320 TL bandında) alım yapması, depoları açması ve çiftçiye güven vermesi hayati önem taşımaktadır. Aynı zamanda, Rekabet Kurumu’nun iddia edilen tekelci ve manipülatif davranışlara karşı etkin bir soruşturma başlatarak piyasadaki adil rekabeti sağlaması gerekmektedir. Devletin düzenleyici rolünü güçlendirmesi, yerli üreticiyi ve sanayiciyi koruması, sadece bugünün değil, gelecekteki fındık üretiminin ve Türkiye ekonomisinin istikrarı için de kritik bir adımdır. Fındık, Türkiye için sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda uluslararası arenadaki gücünü de simgeleyen bir değerdir. Bu değerin korunması ve üreticinin alın terinin karşılığını alması, hepimizin ortak sorumluluğudur.
