ORDU / GİRESUN – “Sermaye oyunları” gölgesinde fındığın geleceği…Neden Para etmiyor?
Piyasadaki fiyat baskılaması, derinleşen tekelleşme ve kronikleşen emanet fındık sorunu, fındık üreticisini zorlu bir çıkmaza sürüklüyor. İşte fındık piyasasında dönen o üç aşamalı çarkın ayrıntıları:
1. Rekolte Oyunu: “Fiyatı Düşürmenin İlk Adımı”
Hasat sezonu öncesinde piyasaya sürülen “rekor rekolte” haberleri, fındık fiyatlarının düşük belirlenmesinde en güçlü silah olarak kullanılıyor. Kağıt üzerinde üretim miktarını olduğundan fazla gösteren sermaye grupları, arz fazlası algısı yaratarak fındık fiyatını baskılamaya çalışıyor. Uzmanlar, bu durumun üreticide panik yaratarak ürününü ucuza satmaya zorladığı konusunda uyarıyor.
2. Tekelleşme Tehdidi: “Yerli Tüccar Devre Dışı”
Uluslararası sermaye gruplarının alım zincirindeki hakimiyeti, yerli manav ve tüccarı piyasadan siliyor. Tek elden yönetilen bu alım sistemi, rekabeti ortadan kaldırarak fiyatın serbest piyasa koşullarında değil, masabaşında belirlenmesine yol açıyor. Üretici, “tek alıcı” karşısında pazarlık gücünü tamamen kaybediyor.
3. Emanet Fındık: “Kendi Silahımızla Vuruluyoruz”
Üreticinin en büyük yarası ise Emanet Fındık Sistemi. Depolama imkanı olmayan veya borçlarını kapatmak isteyen çiftçiler, fındığını “fiyat sonra belirlenmek üzere” tüccara emanet bırakıyor. Ancak piyasaya bir anda giren binlerce ton emanet ürün, arzı şişirerek fiyatların çakılmasına neden oluyor. Kendi fındığıyla fiyatın düşmesine sebep olan üretici, sezon sonunda umduğunu bulamıyor.
GÖRÜŞ – Bir Üretici Diyor Ki: “Bahçeye girmeden fiyat düşüyor, emanete veriyoruz zarar ediyoruz. Fındık bizim, zahmet bizim ama parayı başkaları kazanıyor. Bu oyun bozulmazsa bahçeler sahipsiz kalacak.”
Çözüm Yolları Ne Olmalı?
- Lisanslı Depoculuk: Üreticinin emanet sisteminden kurtulması için devlet destekli depolama alanları artırılmalı.
- Taban Fiyat Koruması: Maliyetlerin altında kalmayacak, spekülasyonlara kapalı bir fiyat politikası izlenmeli.
- Kooperatifleşme: Üreticinin sermaye karşısında sesini duyurabileceği güçlü kooperatif yapıları desteklenmeli.
FERRERO NUN ROLÜ VE ETKİSİ…
Ferrero’nun Türkiye fındık piyasası üzerindeki hakimiyeti, sadece bir “alıcı” olmasından değil, piyasanın kurallarını belirleyen dikey bütünleşik yapısından kaynaklanıyor. 2026 yılı itibarıyla güncel gelişmeler ve sektörel analizler ışığında, bu gücü nasıl yönettiğini şu başlıklarla özetleyebiliriz:
1. Fiyat Belirleme Gücü (Referans Fiyat Oluşturma)
Ferrero, dünya fındık üretiminin yaklaşık %25-30’unu tek başına tüketmektedir. Bu devasa talep gücü, şirketin açıkladığı alım fiyatının piyasada “gayriresmi taban fiyat” olarak kabul edilmesine yol açıyor.
- Strateji: TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) fiyat açıklasa bile, piyasadaki gerçek nakit akışını Ferrero ve ona bağlı büyük kırım fabrikaları yönettiği için tüccar ve manavlar Ferrero’nun fiyatına göre pozisyon alıyor.
2. Algı Yönetimi ve Rekolte Spekülasyonları
Hasat öncesi ve sırasında yapılan açıklamalarla fiyatlar üzerinde psikolojik baskı kuruluyor:
- “Alım Yapmayacağız” Söylentileri: Kasım 2025’te yaşanan olayda olduğu gibi, yabancı basına sızdırılan “Türkiye’den alımı durduracağız” haberleri piyasada paniğe yol açmış ve fiyatların bir gecede 380 TL’den 280 TL bandına düşmesine neden olmuştur.
- Yüksek Rekolte Tahmini: Üretim miktarını kağıt üzerinde yüksek göstererek “arz fazlası var” algısı yaratılmakta, bu da fiyatın yükselmesini engellemektedir.
3. Emanet Fındık ve Finansal Baskı
Üreticinin depolama imkanı olmaması ve acil nakit ihtiyacı en büyük koz olarak kullanılıyor:
- Fındık “emanete” bırakıldığında piyasada bol miktarda ürün varmış gibi görünür. Ferrero ve büyük alıcılar, bu bolluğu kullanarak alımı geciktirir.
- Rekabet Kurumu Başkanı’nın 2025 sonundaki tespitine göre; şirket “bekleme stratejisi” uygulayarak fiyatların düşmesini izlemekte ve üretici nakit sıkışıklığı nedeniyle pes ettiğinde düşük fiyattan alıma geçmektedir.
4. Rekabet Kurulu ve Yasal Sınırlamalar
Şirketin bu tekelci gücü Türkiye Cumhuriyeti kurumları tarafından yakın takip altındadır. 2024-2026 dönemini kapsayan taahhütler uyarınca Ferrero şunları yapmak zorundadır:
- TMO’nun (müdahale referans fiyatı) altında alım yapmamak.
- Piyasadaki yerli alıcıları tamamen yok etmemek için yıllık 100 bin ton kabuklu fındık alım sınırını aşmamak.
- Eylül-Aralık döneminde piyasadan fındık çekerek nakit akışını sağlamak (2025 revizyonu ile bu miktar asgari 30 bin ton olarak güncellenmiştir).
Özetle: Ferrero, sadece fındık alarak değil; ne zaman alacağını, ne kadar alacağını ve hangi haberleri yayacağını seçerek piyasayı yönetiyor. Üreticinin bu baskıdan kurtulması için önerilen en büyük çözüm ise fındığın ham madde olarak değil, işlenmiş (çikolata/ezme) olarak Türkiye tarafından dünyaya satılmasıdır.
