Giresunspor’un Enkazı Üzerinde “Vefa” Güzellemesi: Kimi, Kimden Koruyorsunuz?
Giresunspor tarihinin en karanlık günlerini yaşarken, kulübü borç batağına saplayan ve sportif olarak dibe vurduran aktörlere yönelik “yıpratılıyorlar” savunması gelmesi, sabırları taşırdı. Ercan Ayhan’ın açıklamaları, şeffaflık bekleyen taraftarın ve şehrin vicdanında karşılık bulmak bir yana; sorumluluğu örtbas etme çabası olarak yorumlanıyor.
“Maddi-Manevi Fedakârlık” mı, Yönetimsel Zafiyet mi?
Ayhan, yöneticilerin kendi mülklerini ipotek ettirdiğini ve paralarını harcadığını iddia ederek bir “kahramanlık” portresi çiziyor. Ancak sormak gerekir: Madem bu kadar büyük fedakârlıklar yapıldı, Giresunspor neden bugün transfer yasaklarıyla, puan silme cezalarıyla ve kapanma riskiyle boğuşuyor?
Şahsi mal varlıklarını ortaya koymak, profesyonel ve şeffaf bir yönetimin alternatifi olamaz. Kulübü bir “borç sarmalına” dönüştüren hamlelerin altına imza atanların, bugün “üzgünüz” diyerek kenara çekilmesi ya da hukuki süreçlerden şikayet etmesi kabul edilemez.
Hukuk “Yıpratmak” Değil, Hesap Sormaktır!
Açıklamada geçen “Hukuk görevini yapacaktır ancak kişilerin yıpratılması üzücü” ifadesi tam bir çelişki yumağıdır. Eğer bir yerde yolsuzluk, usulsüzlük veya kötü yönetim iddiaları varsa, orada hukuk “yıpratmak” için değil, tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak için devreye girer. Kamuoyu önünde “yıpranan” kişiler değil, koskoca bir şehrin markası olan Giresunspor’un bizzat kendisidir.
Korku İklimi mi, Hesap Verme Korkusu mu?
İş insanlarının destek vermekten çekindiği iddiası, aslında bir itiraftır. İnsanlar Giresunspor’a destek olmaktan değil; verdikleri desteğin nereye gittiğini bilmemekten, şeffaf olmayan yönetim anlayışından ve yarın bir gün ucu açık borçların muhatabı olmaktan korkuyor. Şehir ekonomisine asıl zararı, kulübün parasını yönetemeyip kulübü davalık hale getirenler vermiştir.
Sonuç: Giresunspor Kimsenin Şahsi Halkla İlişkiler Ofisi Değildir!
Geçmişte görev alan herkesi peşinen suçlu ilan etmek ne kadar yanlışsa, “emek verdiler” diyerek hesap sorulmasını engellemeye çalışmak da o kadar hatalıdır. Giresunspor’un ihtiyacı olan şey; duygusal savunmalar değil, soğuk ve net gerçeklerdir.
Kendi mülkünü ipotek eden yönetici profili yerine, kulübün tek kuruşunu dahi koruyan, sürdürülebilir bir sistem kuran bir anlayış gelmedikçe; bu “vefa” çağrıları sadece suçluluk psikolojisinin dışavurumu olarak kalacaktır.
Giresunspor sahipsiz değildir; ancak “sahibiymiş gibi” davranıp enkaz bırakanların da mağdur rolü oynamaya hakkı yoktur!
