Yozgat’ta, vatandaşlar artan gıda fiyatları karşısında uygun fiyatlı ürünlere ulaşmak için zorlu mücadeleler veriyor. Et ve Süt Kurumu (ESK) mağazası önünde, eksi 4 dereceyi bulan dondurucu soğuk ve kar yağışına aldırış etmeksizin oluşan uzun kuyruklar, ekonomik baskıların gündelik hayata yansımalarını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Piyasa fiyatlarının neredeyse üçte biri oranında ucuz et temin etmek isteyen yüzlerce kişi, saatlerce süren bekleyişin ardından kısıtlı miktarda da olsa kıyma ve dana eti alabilmek için sıraya giriyor. Bu durum, hem vatandaşın alım gücündeki düşüşü hem de tarım ve hayvancılık sektöründeki derin yapısal sorunları beraberinde getiriyor.
Ekonomik Krizin Soğuk Yüzü: ESK Mağazası Önündeki Dram
Yozgat’ta Et ve Süt Kurumu mağazası önünde her gün tekrarlanan manzara, ülke genelindeki gıda enflasyonu ve dar gelirli vatandaşların yaşam mücadelesinin acı bir simgesi haline geldi. Sabahın erken saatlerinden itibaren, hatta Ramazan ayında 07:30’da açılan mağaza kapıları öncesinde, vatandaşlar dondurucu soğukta yerlerini alıyor.
ESK Kuyruklarının Arka Planı ve Günlük İşleyiş
Yozgat ESK mağazasında günde yaklaşık 4 ton dondurulmuş etin satışı yapılıyor. Kişi başına 3-3,5 kilo kıyma ve 4-4,5 kilo dana etiyle sınırlı olan satışlar, genellikle öğle saatlerine kalmadan tükeniyor. Bu kısıtlı arz ve yüksek talep dengesizliği, Ramazan ayı öncesinde başlayan kuyrukların giderek artmasına neden oldu. Vatandaşlar, kameraya konuşmaktan çekinirken, bazıları ise durumun vahametini gizlemek istercesine çekim yapılmasını protesto ediyor. Mağaza, Ramazan süresince akşam 18:00’e kadar açık kalarak tavuk, salam, tereyağı ve kaşar peyniri gibi diğer ürünleri de sunuyor; ancak ana yoğunluk ucuz et ürünleri üzerine odaklanmış durumda.
Fiyat Karşılaştırmaları ve Vatandaşın Tepkisi
ESK mağazasının önündeki bu uzun kuyrukların temel nedeni, piyasadaki astronomik et fiyatları ile ESK’nın sübvanse edilmiş fiyatları arasındaki uçurum. Yozgat’taki kasaplarda kilosu 900 liradan, marketlerde ise bin liradan satılan kıyma, ESK’da sadece 400 liradan alıcı buluyor. Benzer şekilde, kasaplarda bin lira, marketlerde ise bin 375 liraya satılan dana biftek eti, ESK’da 540 liraya temin edilebiliyor. Bu fiyat farkı, vatandaşlar için ESK mağazasını birincil tercih haline getirirken, aynı zamanda temel gıda ürünlerine erişimde yaşanan zorlukları da gözler önüne seriyor.
Üreticilerin ve Uzmanların Bakış Açısı: Maliyetler ve Rekabet Edilemezlik
Yozgat’taki kasaplar ve Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, et fiyatlarındaki bu dengesizliğin nedenlerini farklı açılardan değerlendiriyor. Onların açıklamaları, sadece tüketicinin değil, aynı zamanda üretici ve esnaf kesiminin de büyük zorluklarla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
Kasapların ve Ziraat Odası Başkanının Açıklamaları
Yozgatlı kasaplar, kilosu 630 liraya aldıkları karkas etin yüzde 17’sinin kemik olduğunu belirterek, fiyatları mümkün olduğunca ucuz tutmaya çalıştıklarını ifade ediyor. Ancak ESK ile rekabet etme şanslarının olmadığını açıkça dile getiriyorlar. Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz ise, ESK’nın piyasayı kontrol edebilmek için sübvansiyon uyguladığını, ancak girdi maliyetlerine göre et fiyatlarının pahalı olmadığını vurguluyor. Ona göre, bu durumdan en fazla zarar gören kesim yine besiciler ve çiftçiler.
Artan Maliyetler ve Besicilerin Zor Durumu
Başkan Açıkgöz, son dönemde et fiyatlarının sürekli gündemde olduğunu ancak üreticilerin maliyetlerinin göz ardı edildiğini belirtiyor. “Bir hayvan günlük 250 lira yiyor” diyerek besicilerin karşılaştığı yüksek yem maliyetine dikkat çekiyor. Üreticinin yemi torbasını 800-850 liraya aldığını, çoban maaşlarının 60 bin liraya çıktığını, samanın torbasının 8 bin lira olduğunu ve bu girdilerin sürekli arttığını kimsenin görmediğini dile getiriyor. Açıkgöz’e göre, üreticinin üç kuruş para kazanabilmesi için eti kilosu 750 liradan satması gerekirken, mandırasındaki hayvanını 630 liraya kestirmek zorunda kalıyor. Bu durum, besicilerin sürdürülebilir bir şekilde üretim yapmasını imkansız hale getiriyor.
Piyasa Dinamikleri ve Sübvansiyon Politikası: Fiyat Farklarının Perde Arkası
Et fiyatlarındaki bu derin uçurumun arkasında, piyasa dinamikleri, sübvansiyon politikaları ve aracıların rolü gibi karmaşık faktörler yatıyor.
Fiyat Farklarının Nedenleri ve Aracı Rolü
Başkan Açıkgöz, et fiyatları tartışılırken genellikle üreticinin değil, aracıların ve marketlerin kar marjlarının göz ardı edildiğini savunuyor. Üreticiden 630 liraya alınan karkas etin, market raflarında kemiksiz de olsa 1300 liraya kadar çıkmasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Bir hayvanın üzerindeki kemik oranının yüzde 13-15 civarında olduğunu ve sakatatın zaten bu kemiksiz satışı karşılayabileceğini ifade ediyor. Açıkgöz’e göre, “parayı kazanan marketler, kesen kişiler”. Aynı durum kuzu eti için de geçerli; kargas 480 liraya satılırken, marketlerde pirzolanın 1000-1200 liradan alıcı bulması, aradaki büyük farkı gözler önüne seriyor.
Denetim ve Adalet Çağrısı
Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, bu adaletsizliğin giderilmesi için yetkililere çağrıda bulunuyor. Fiyatları kontrol etmesi gerekenlerin üreticiler değil, satan kişiler ve marketler olması gerektiğini vurguluyor. “Üreticinin peşine kimse düşmesin. Üretici zaten garip ve mağdur” diyen Açıkgöz, asıl denetlenmesi gerekenin yüksek kar marjlarıyla hareket eden aracı ve satıcı zinciri olduğunu dile getiriyor. Bu durum, piyasa mekanizmalarının sağlıklı işlemediği, rekabetin bozulduğu ve nihayetinde hem üreticinin hem de tüketicinin mağdur edildiği bir tablo çiziyor.
