1. Haberler
  2. Siyaset
  3. AKP
  4. Fındık Üreticisi Mağdur, İktidar Vekilleri Sessiz: Kriz Derinleşiyor

Fındık Üreticisi Mağdur, İktidar Vekilleri Sessiz: Kriz Derinleşiyor

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Fındık Piyasasında Düşüş Alarmı: Üreticinin Geleceği Tehlikede

SEZON BAŞINDA 340 LİRAYA YÜKSELEN FINDIK FİYATLARI 240 LİRAYA KADAR GERİLEDİ…

Fındık, Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi için sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik yapının temel direğidir. Milyonlarca insan geçimini doğrudan veya dolaylı olarak fındıktan sağlamaktadır. Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, fındık üreticileri arasında büyük bir endişe dalgasına yol açmıştır. Hasat döneminin başlamasıyla birlikte piyasada beklenen fiyat istikrarı sağlanamazken, fındık alım fiyatları maliyetlerin altında seyretmektedir.

Maliyetler Yüksek, Fiyatlar Düşük: Üreticinin Bitmeyen Çilesi

Fındık üreticileri, bir yandan artan girdi maliyetleriyle (gübre, ilaç, işçilik, mazot) boğuşurken, diğer yandan ürünlerini düşük fiyatlarla satmak zorunda kalıyor. Gecen yılın rekoltesine göre bu yıl daha yüksek bir rekolte beklentisi olmasına rağmen, piyasada oluşan fiyatlar üreticinin yüzünü güldürmüyor. Fındık taban fiyatının açıklanmaması veya açıklanan fiyatın maliyetleri karşılamaması, üreticiyi derinden yaralamaktadır. Pek çok çiftçi, fındığını hasat ettikten sonra elinde tutacak ekonomik gücü bulamadığı için, piyasa fiyatlarından ürününü elden çıkarmak zorunda kalmaktadır.

TMO Devrede Yok, FİSKOBİRLİK Fiyatları Düşürdü: Kimsesiz Kalan Üretici

Fındık piyasasında fiyat dengeleyici rolü üstlenmesi beklenen Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), henüz aktif bir alım politikası uygulamaya başlamadı. TMO’nun piyasaya geç girmesi veya hiç girmemesi, serbest piyasada fiyatların manipülasyonuna davetiye çıkarmaktadır. Bu belirsizlik ortamında, fındık üreticilerinin büyük umut bağladığı ve kooperatifçiliğin önemli bir simgesi olan FİSKOBİRLİK’in dahi alım fiyatlarını 250 TL seviyesine düşürmesi, üreticideki hayal kırıklığını daha da artırmıştır. FİSKOBİRLİK’in bu adımı, piyasadaki genel fiyat düşüşünü tetikleyerek, üreticinin “kaderine terk edildiği” algısını güçlendirmiştir.

İktidarın ve Bölge Vekillerinin Sessizliği: Beklenen Adımlar Nerede?

Fındık krizinin bu denli derinleştiği bir ortamda, en büyük eleştiri okları iktidar partisine ve özellikle fındık bölgelerinin milletvekillerine yönelmektedir. Üreticiler, kendilerini temsil etmesi beklenen siyasilerden somut çözümler ve güçlü açıklamalar beklemektedir. Ancak bu beklentiler ne yazık ki karşılıksız kalmaktadır.

Hükümetten Ses Yok: Acil Müdahale Çağrıları Yanıtsız Kalıyor

Fındık üreticileri ve sivil toplum kuruluşları, hükümeti acil olarak göreve çağırmaktadır. TMO’nun güçlü bir alım fiyatıyla piyasaya girmesi, üreticinin maliyetlerini karşılayacak bir taban fiyat açıklanması ve tarımsal desteklerin artırılması gibi talepler dile getirilmektedir. Ancak şu ana kadar iktidardan bu yönde bir açıklama veya müjde gelmemiş olması, üreticinin sabrını zorlamaktadır. Hükümetin fındık konusundaki sessizliği, Karadeniz Bölgesi’nde ciddi bir tepkiyle karşılanmaktadır.

Bölge Milletvekilleri Neden Sessiz? Seçmen Fındıkla Boğuşurken…

Fındık, Karadeniz Bölgesi’ndeki pek çok seçim bölgesinde temel geçim kaynağı olduğu için, bölge milletvekillerinin bu konudaki tutumu büyük önem taşımaktadır. Ancak krizin giderek büyüdüğü bu günlerde, iktidar partisine mensup milletvekillerinden fındık üreticisinin lehine güçlü bir ses yükselmemesi dikkat çekmektedir. Vekillerin, kendi seçmenlerinin yaşadığı bu büyük mağduriyete karşı sessiz kalmaları, “üreticiye sırt çevirdiler” yorumlarına neden olmaktadır. Bu sessizlik, hem siyasi sorumluluk hem de seçmenle olan bağ açısından ciddi soruları beraberinde getirmektedir.

Fındık Piyasasında Belirsizlik ve Acil Çözüm Beklentisi

Fındık üreticisi, düşük fiyatlar, artan maliyetler ve yetersiz desteklerle adeta bir varoluş mücadelesi vermektedir. TMO’nun piyasaya girmemesi ve FİSKOBİRLİK’in fiyatları düşürmesi, üreticinin zaten daralan nefes borusunu tamamen tıkamıştır. Bu kritik süreçte iktidardan ve bölge milletvekillerinden gelen sessizlik ise, krizin daha da derinleşmesine zemin hazırlamaktadır. Fındık sadece bir ürün değil, bir yaşam biçimidir; bu nedenle üreticinin talepleri sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal birer çığlıktır. Acil ve somut adımlar atılmazsa, fındık üretiminin geleceği ve bölge ekonomisi üzerinde kalıcı hasarlar bırakma riski bulunmaktadır. Üreticinin kaderine terk edilmemesi için hükümetin ve ilgili tüm kurumların bir an önce harekete geçmesi elzemdir.

Sıkça Sorulan Sorular



Fındık fiyatlarındaki düşüşün birkaç temel nedeni bulunmaktadır. Öncelikle, bu yıl rekoltenin yüksek beklentisi piyasada arz fazlası oluşacağı algısını yaratmıştır. İkincisi, küresel piyasalardaki durgunluk ve talep düşüşü de etkili olmuştur. Üçüncüsü ve en önemlisi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) henüz güçlü bir alım fiyatı ve politikasıyla piyasaya girmemesi, serbest piyasanın kontrolsüz hareket etmesine yol açmıştır. Ayrıca, FİSKOBİRLİK gibi önemli bir aktörün fiyatları düşürmesi de genel piyasayı aşağı çekmiştir.


TMO’nun piyasaya müdahale etmeme veya gecikme nedenleri resmi olarak açıklanmamakla birlikte, genellikle hükümetin piyasa dengelerini ve bütçe olanaklarını değerlendirme süreciyle ilişkilendirilir. Ancak üreticiler, TMO’nun bu gecikmesinin fiyatların daha da düşmesine neden olduğunu ve piyasadaki belirsizliği artırdığını belirtmektedir. TMO’nun zamanında ve güçlü bir alım fiyatıyla piyasaya girmesi, fiyat istikrarı açısından hayati önem taşımaktadır.


FİSKOBİRLİK, fındık üreticileri tarafından kurulan ve onları destekleme misyonu olan önemli bir kooperatif birliğidir. Bu nedenle FİSKOBİRLİK’in fiyatları 250 TL’ye düşürmesi, piyasadaki genel fiyat düşüşünün bir göstergesi ve üreticiler için hayal kırıklığıdır. Bu durum, piyasada ciddi bir baskı olduğunu ve hatta FİSKOBİRLİK gibi bir kurumun bile bu baskıya direnemediğini veya politika değiştirdiğini işaret etmektedir. Bu durum, diğer alıcıları da benzer fiyatları sunmaya teşvik edebilir ve üreticinin zararına yol açabilir.


Hükümet yetkilileri ve iktidar milletvekillerinin bu konudaki sessizliği, kamuoyunda ve fındık üreticileri arasında büyük tepki çekmektedir. Bu sessizliğin nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, hükümetin genel ekonomik politikaları, bütçe kısıtlamaları veya önceliklerinin farklı olması gibi faktörler etkili olabilir. Ancak, özellikle fındık bölgelerinden seçilen milletvekillerinin, kendi seçmenlerinin yaşadığı bu kritik sorun karşısında sessiz kalmaları, siyasi sorumluluk ve seçmenle bağları açısından sorgulanmaktadır.


Fındık üreticileri, öncelikle maliyetleri karşılayacak ve makul bir kar marjı sağlayacak adil bir taban fiyat belirlenmesini talep ediyorlar. Ayrıca, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) güçlü bir alım politikasıyla derhal piyasaya girmesini ve tüm fındığın TMO aracılığıyla alınmasını istiyorlar. Tarımsal desteklerin artırılması, fındık borsasının şeffaflaştırılması ve piyasa manipülasyonlarının önüne geçilmesi de diğer önemli talepleri arasında yer alıyor.


Fındık rekoltesi, fiyatları doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Yüksek rekolte beklentisi, genellikle arz fazlası endişesi yaratarak fiyatları düşürme eğilimindedir. Düşük rekolte ise fiyatları yükseltme potansiyeline sahiptir. Kalite de fiyat üzerinde etkilidir; yüksek kaliteli, az nemli ve iyi işlenmiş fındıklar genellikle daha yüksek fiyatlardan alıcı bulur. Ancak mevcut durumda, rekolte beklentisi ve kaliteli ürün olmasına rağmen fiyatların düşük seyretmesi, piyasadaki diğer faktörlerin (TMO’nun olmaması, manipülasyon vb.) etkisinin daha baskın olduğunu göstermektedir.

Fındık Üreticisi Mağdur, İktidar Vekilleri Sessiz: Kriz Derinleşiyor
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

KAI ile Haber Hakkında Sohbet