Giresun’un Tirebolu ilçesine bağlı Sekü Köyü’nde maden arama faaliyetlerine karşı toprağını savunan köylülerin demokratik tepkisi, AK Parti kanadında “çözüm” değil “suçlama” buldu. İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz, halkın haklı isyanını “bazı odaklarca provoke ediliyor” diyerek itibarsızlaştırmaya çalıştı.
Vatandaşın Endişesi “Hassasiyet”, Tepkisi “Provokasyon” sayıldı!
Maden sahalarıyla kuşatılmak istenen Sekü halkının, doğasını ve suyunu korumak adına sergilediği kararlı duruş, AK Parti Giresun İl Başkanı Mete Bahadır Yılmaz tarafından hedef alındı. Yılmaz, yaptığı açıklamada bir yandan “hemşehrilerimizin hassasiyetlerini takip ediyoruz” diyerek yumuşak bir retorik kullanırken, diğer yandan Milletvekili Nazım Elmas’a yönelik protestoları “provokatif” olarak nitelendirdi.
Halkın, kapısına kadar dayanan maden tehlikesine karşı gösterdiği organik tepkiyi “dış güçler” veya “belirli odaklar” imasıyla gölgelemeye çalışmak, vatandaşın özgür iradesini yok saymak olarak yorumlanıyor.
“Saygı” Bekleyenler, Halkın Doğasına Saygı Duyuyor mu?
Açıklamada, Milletvekili Elmas’a karşı sergilenen tutumun “saygı sınırlarını aştığı” vurgusu dikkat çekti. Ancak bölge halkı ve çevreciler sormadan edemiyor: Vatandaşın bahçesine, suyuna, çayırına iş makineleriyle girilmesi halkın yaşam hakkına saygısızlık değil midir? Kendi yaşam alanını korumaya çalışan bir köylünün attığı feryadı “nezaketsizlik” olarak nitelemek, sahadaki gerçeklikten ne kadar kopuk olunduğunun en net göstergesidir.
Hem Doğa Hem Maden: Bu Denge Kimin Lehine?
Yılmaz’ın açıklamasındaki “doğa ile kaynaklar arasındaki denge” vurgusu ise kamuoyunda samimiyet testinden geçemedi. Karadeniz’in dik yamaçlarında, su kaynaklarının tam ortasında yürütülen maden faaliyetlerinin “ekolojik denge” içinde kalacağını iddia etmek, bugüne kadar bölgede yaşanan doğa tahribatlarını görmezden gelmektir.
Siyasetin dili halkı teskin etmek yerine “provokatör” ilan etmeye devam ettikçe, Sekü Köyü’nde yükselen tansiyonun düşmeyeceği aşikar.
